Ölüm, yıldızları gecenin kabuk tutmuş yaraları sanıyor

Ölüm, yıldızları gecenin kabuk tutmuş yaraları sanıyor

Ölüm, kapalı çarşı fesçiler sokağında dükkan işletiyor
Ölüm, arada ingilizce kelimeler kullanmanın çok havalı olduğunu düşünüyor,
Ölüm, bembeyaz zebraların varlığını herkesten gizlemeye çalışıyor,
Ölüm, zamanla hesabına tavla oynuyor,
Ölüm, güzelliğin tanımını bir atın kulağına fısıldıyor,
Ölüm, çok korkuyor çünkü gerçek adını bilmiyor,
Ölüm, gri gözlü, bir zamanlar mavi gözlü olduğunu hatırlamıyor,
Ölüm, kuşlarla konuşuyor, tek dostu kuşlar, onları anlamıyor,
Ölüm, yasemin bahçelerinin küçük orospusu yosadhara’yı sidharta’dan çok seviyor,
Ölüm, 5800 ödenmiş prim gününü bağkurluluğuyla birleştirip emekli olmayı düşlüyor,
Ölüm, sarı ateş böceği, dokunduğu herkesten birşeyler öğreniyor,
Ölüm, taşraya yerleşme fikrine sıcak bakmıyor,
Ölüm, cüneyt’e babanı gördüm diyor, o iyi gözlerinden öpüyor,
Ölüm, günlük tutuyor ama tarih atmıyor,
Ölüm, ölünün yakınlarına unutkanlık pelerinleri armağan ediyor
Ölüm, her akşam içmezse uyuyamıyor, tekirdağ’ı yeşil efe’den çok seviyor,
Ölüm, alışkanlıklarına çok bağlı, dişlerini tuzla fırçalıyor,
Ölüm, kredi kartı borcunu kapatmak için tüketici kredisi alıyor,
Ölüm, sevmediği bir işte çalışıyor,
Ölüm, van kalesi kartpostalları biriktiriyor,
Ölüm, yıldızları gecenin kabuk tutmuş yaraları sanıyor,
Ölüm, allaha küs, yine de uyumadan üç kulluvallah bir elham okumayı ihmal etmiyor,
Ölüm, sevdiği dizelerin altını çiziyor,
Ölüm, en çok “neden ben?” diye soranlara kızıyor,
Ölüm, artık ağlamaktan utanmıyor,
Ölüm, aramıza karışmış, bizden biri gibi geçinip gidiyor.

from Doğanın Ölümü (Istanbul:  Yitik Ülke Yayınları, 2014).

Share this Poem with your co-workers or friends

Non ci sono contenuti correlati.